Medya Midas

20 Şubat 1956 Eskişehir depremi... 6.4 şiddetiyle yıkmıştı 

HAYAT

Türkiye'nin yaşadığı büyük deprem felaketi, Eskişehir'de 20 Şubat 1956 yılında yaşanan 6,4'lük büyük Eskişehir depremini de akıllara getirdi. Aradan 67 yıl geçti... 1956'daki depremde neler olmuştu? Hangi fay zonu depreme neden oldu, Eskişehir'i tehdit eden faylar hangileri?

Kahramanmaraş merkezli depremler Türkiye'yi yasa boğarken deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Tüm Türkiye'de ve dünyada deprem bir anda yeniden gündeme otururken, Eskişehir'de son yüzyılda kayıtlara geçmiş en büyük deprem olan 6.4 şiddetindeki 20 Şubat 1956 depremi de yine akıllara geldi. 

1956 Eskişehir depremi... 

1956 Eskişehir depreminde neler olmuştu? 1956'da yaşanan depremin özellikleri nelerdi, şehre ne kadar hasar vermişti, deprem hangi fayda yaşanmıştı? 1956 Eskişehir depremine neden olan fayda yeni bir deprem gerçekleşebilir mi?

20 Şubat 1956'da Eskişehir tarihinin en büyük depremi ile sarsıldı. Sonraki belirlemelere göre 6.4 şiddetinde gerçekleşen deprem kentteki birçok binada hasara ve yıkıma neden oldu. 

Kayıtlara göre bu depremde 1379 binanın ağır, 1486 binanın orta, 9862 binanın ise hafif derecede hasar gördüğü belirtilmektedir. Bir kişinin hayatını kaybettiği depremde 19 kişi de yaralanmıştır.

Son 100 yılda meydana gelen bölgedeki en önemli deprem

Eskişehir 2021 İl Afet Risk Azaltma Planı'nda 1956 Eskişehir depremine dair yer alan bazı bilgiler şöyle: 

20.02.1956 Eskişehir (Çukurhisar) Depremi; Eskişehir bölgesinde aletsel dönemde (1900 sonrası) meydana gelen ve yüzey kırığı
oluşturduğu ifade edilen (Öcal, 1959) tek deprem 20 Şubat 1956 Eskişehir depremi (M=6,4) dir. Altunel ve Barka, (1998); 20 Şubat 1956 depreminin son 100 yılda bu bölgede meydana gelen en önemli deprem olduğunu belirtmişlerdir.
Deprem dış merkezi ve kaynak fayı hakkında değişik görüşler ileri sürülmüştür.
1956 depremi üzerine yapılan bir takım çalışmada Eskişehir depreminin İnönü Segmenti’nden kaynaklandığı belirlenmiştir (Öcal, 1959; Altunel ve Barka, 1998; Şaroğlu vd., 2005)
Açıkalın ve Ocakoğlu, (2005) Eskişehir depreminin kuzeyde yer alan Kavacık Segmenti’nden kaynaklanmış olabileceğini öne sürmüştür.
McKenzie, (1972)’de yapmış olduğu deprem odak mekanizma çözümüne göre Eskişehir depreminin kaynağının doğrultu atım bileşenli bir normal fay olduğunu ifade etmektedir. Canıtez ve Üçer, (1967), Eskişehir depreminin normal bileşene sahip sağ yanal doğrultu atımlı
bir odak mekanizmasına sahip olduğunu ifade etmektedir.
Seyitoğlu vd. (2015), 1956 Eskişehir depreminin konumunu tekrar hesaplamış ve depremin merkez üstünün Çukurhisar ve Sultandere arasında olduğunu belirtmişlerdir. Seyitoğlu vd.,(2015) çalışmalarından elde ettikleri sonuçların Canıtez ve Üçer, (1967)’in odak mekanizma çözümü ile çalışmalarının, yapısal bulguları ile örtüştüğünü ifade etmektedir.
Seyitoğlu vd., (2015); Öcal, (1959)’da belirlenen 1956 yılı Eskişehir depreminin çözüm mekanizmasına göre 1956 yılı Eskişehir depreminde hasarlı bina oranı (%) dağılım haritasını elde etmişlerdir. Eskişehir ili kuzey ve kuzeybatısında yer alan Kavacık-Kozkayı ve
Aşağı Söğütönü-Çukurhisar mahallelerinde hasarlı bina görülme sıklığı daha fazladır. Bu durum 1956 yılındaki yapıların koşulları göz önünde bulundurulduğunda bu mahallelerde yapılan yapıların şehir merkezindeki yapılara kıyasla daha zayıf bir şekilde yapıldığı sonucuna
varılabildiğini belirtmişlerdir. (Seyitoğlu vd., 2015)
Seyitoğlu vd., (2015); ağır ve orta derecede hasar gören yapıların sayısını gösteren bir haritada depremin yıkım etkilerinin değerlendirilmesi için daha uygun olduğunu belirtmişlerdir. 20 Şubat 1956 depreminin merkez üssünün sismik yansıma verileriyle güncellenmesi ile elde
edilen ağır ve orta hasarlı yapıların sayısının dağılım haritası Şekil 2.6’da verilmiştir. (Seyitoğlu vd., 2015) 


ESOGÜ'den Erhan Altunel ve İTÜ'den Aykut Barka'nın "Eskişehir fay zonimun İnönü-Sultandere arasında neotektonik aktivitesi" başlıklı makalelerinde de 1956 Eskişehir depremi ile ilgili şu tespitler yer almaktadır: 

"BKB-DGD doğrultulu Eskişehir fay zonu sağ yönlü doğrultu atımlı normal bileşenli bir fay zonudur ve Sultandere ile İnönü arasında birbirini takip eden segmentler halinde uzanır. Fay zonunun Holosen ve Pleyistosen yaşlı birimleri kesmesi ve bu birimler içinde depolanma sırasında meydana gelmiş (syndepositional) yapıların bulunması faydaki aktivitenin devam ettiğini göstermektedir. Fay zonu üzerinde 20. yy da magnitüdü 4 ve üzerinde (M>4) çok sayıda deprem meydana gelmiştir ve 20 Şubat 1956 depremi (M=6.4) bu yüzyılda meydana gelen en büyük depremdir. Bu deprem, muhtemelen Çukurhisar'ın güneyindeki BKB-DGD doğrultulu yaklaşık 10 km uzunluğundaki segment üzerinde meydana gelmiştir. Pleyistosen birimleri içinde görülen silt daykları ve fay yüzeyleri önünde Holosen birimlerinin depolanmasının kesintiye uğraması bölgede Holosen döneminde (son 10 000 yıl içinde) en az 20 Şubat 1956 depremi büyüklüğünde birkaç depremin olduğunu göstermektedir. Eskişehir ve İnönü havzalarının oluşmasında önemli rol oynayan Eskişehir fay zonu Sultandere ile İnönü arasında deprem potansiyeline sahip segmentlerden oluşur ve bu segmentlerden deprem riski en fazla olan OklubalTurgutlar arasında uzanan segmenttir."

Eskişehir'i tehdit eden fay zonları hangileri?

ESKİŞEHİR-BURSA FAY ZONU:

Eskişehir-Bursa arasında, 180 km uzunlukta bir alanda dağılım gösteren KB-GD genel gidişli birkaç fay takımı Eskişehir-Bursa fay zonu olarak adlandırılmıştır (Şaroğlu vd. 1987). Araştırmacılar, bu fayların aynı karakterde olduklarını, doğrultularının birbirlerinin devamı olacak şekilde uyumluluk gösterdiklerini ve Kuzey Anadolu Fay Zonu ile Ege Çöküntü Sistemi arasında geçiş zonu oluşturduklarını ileri sürmektedirler. Bu zonda 1956 Eskişehir depremi ve Bursa civarında birçok küçük depremler olmuştur. Zon içerisinde yer alan belli başlı faylar: Kaymaz fayı, Eskişehir fay zonu, İnönü-Dodurga fay zonu ve İnegöl yöresi diri faylardır.

İnegöl (Bursa) Yöresi Diri Fayları: Bursa-İnegöl-Yenişehir arasında geniş bir alanda dağılım gösteren birkaç fay takımı İnegöl yöresi diri fayları olarak adlandırılmıştır (Şaroğlu vd. 1987). İnegöl batısında, Uludağ'ın kuzey eteklerine karşılık gelen fay, yaklaşık 20 km uzunlukta ve K50B gidişlidir, morfolojik dikliklere bağlı olarak normal fay olarak nitelendirilmiştir (Şaroğlu vd. 1987). İnegöl-Yenişehir arasında uzanan faylar, yaklaşık 17 km uzunlukta bir kesimde izlenmekte olup, K65D gidişlidir. Morfolojik veriler, fayın sol yönlü doğrultu atımlı fay olduğunu göstermektedir. Şaroğlu vd. (1987), fayların Kuvaterner yaşlı çökelleri kesmediğini, ancak Bursa GD'sunda bazı depremlerin meydana geldiğini ve bu nedenle bu fayların olası diri fay olduğunu ileri sürmektedirler.

İnönü-Dodurga (Eskişehir) Fay Zonu: İnönü-Dodurga arasında, yaklaşık 30 km uzunlukta ve 15 km genişlikte bir alanda dağılım gösteren D-B ve KB-GD gidişli faylar İnönü-Dodurga fay zonu olarak adlandırılmıştır (Şaroğlu vd. 1987). İnönü ovasını morfolojik olarak güneyden sınırlayan faylar, D-B gidişli; İnönü-Dodurga arasında yer alan faylar ise KB-GD gidişlidir. İnönü civarındaki D-B gidişli faylar, kuzey blokları düşmüş eğim atımlı normal fay karakterindedirler. Buna karşılık KB-GD gidişli faylar, sağ yönlü doğrultu atımlıdırlar. Şaroğlu vd. (1987), fayların bazılarının diri, bazılarının da olası diri fay olduklarını belirtmektedirler.

Eskişehir Fay Zonu: Eskişehir ovasını kuzey ve güneyden sınırlayan BKB-DGD genel gidişli faylar Eskişehir fay zonu olarak adlandırılmıştır (Şaroğlu vd. 1987). Bu faylar, kuzey blokları düşen eğim atımlı normal fay karakterindedirler. 50 km uzunlukta bir alanda dağılım gösteren zonun kuzeyindeki faylar, D-B gidişlidir. Bu faylarda da güney blok aşağıya düşmüştür. Şaroğlu vd. (1987), Eskişehir ovasının bu normal fayların denetiminde gelişmiş bir havza olduğunu ve fayların D-B'dan KB-GD'ya değişmesinin ise sağ yönlü doğrultu atımlı faylanma ile açıklanabilceğini ileri sürmektedirler. Araştırmacılar, bu fayların Kuvaterner yaşlı birimleri etkilemesi ve 1956 Eskişehir depremi nedeniyle diri fay olduğunu belirtmektedirler.

Kaymaz (Eskişehir) Fayı: Eskişehir'in 50 km GD'sunda, Kaymaz kuzeyinde, yaklaşık 18 km uzunlukta ve K77B genel gidişli fay Kaymaz fayı olarak adlandırılmıştır (Şaroğlu vd. 1987). Fay, morfolojik olarak belirgin olup, fay doğrultusu boyunca gelişmiş fay vadilerine dayanarak sağ yönlü doğrultu atımlı fay olduğu ve Eskişehir fay zonu ile olan ilişkisine bağlı olarak da diri fay olduğu belirtilmektedir. (Kaynak: Kandilli Rasathanesi)

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.