1. YAZARLAR

  2. Mehmet Akif Erdem

  3. EHLİYET, LİYAKAT, SADAKAT
Mehmet Akif Erdem

Mehmet Akif Erdem

Yazarın Tüm Yazıları >

EHLİYET, LİYAKAT, SADAKAT

A+A-

Devlet kurmada en tecrübeli milletiz. Kurduğumuz devletleri de çoğu zaman kısa zamanlarda zirveye çıkartmışız.

Ancak zirvede tutmak, daha da geliştirmek konusunda yüzlerce devletimizin arasında bir- iki tanesinde başarılıyız.

Bunların en başında gelen Devlet-i Ali yani Osmanlı Devletidir. Onun en zirvede sayıldığı dönem ise Kanuni Sultan Süleyman devridir. Ve dönemin şairi Fuzuli Sultan Süleyman ‘a “Selam verdim, rüşvet değildir deyu almadılar...” diye başlayan şikayetnamesinde aksaklıkları uzun uzun anlatır.

En önemli vurgusu devletin görevlilerinin yetersiz, kabiliyetsiz ve sadakatsizlikleridir.

Bu üç kelime çokça dillendirilir. Ama ne yazık ki içi boşaltılarak dillendirilir.

Liyakat; yeteri kadar yalakalık, yalamalık yapma kabiliyeti ile eş anlamlı hale getirilmiştir.

Ehliyet; etkili yerlerde yakınlık bağı referansı yeterliliği (!) ile eş anlamlı hale getirilmiştir.

Sadakat ise çapsızlığına, ehil olmamasına, kabiliyetli olmamasına rağmen kendisini oraya getiren çıkar odaklı ekiplere körü körüne sadakat haline getirilmiştir.

Bu tüm halkın ortak sorunudur. Neredeyse bu kriterler her yerde, özel sektörde, STK’larda, muhalefet partilerinde ve dahi iktidar partisinde bu haliyle geçerli hale gelmiştir.

Her yer evet ama iktidar partisinin bu konuda tehlikesi iki kat fazladır.

Birincisi kendi zaafiyetini, ikincisi devletin zaafiyetini artırır.

Aslında bu kavramları aslına rücu ettirmek ve içini doldurmak öncelikle AK Parti’nin görevidir.

Devlete yön veren, içini dolduran pozisyonunda olduğu için bu öncelikle bir zorunluluktur, vebaldir. Doğru davranışı sergiledikçe yanlış açıkça ortaya çıkacağı için ise diğerlerini de aynı çizgiye gelmeye zorlayacak, rol model olacaktır.

Liyakat kabiliyet sahibi olmaktır. Ancak içi doldurulmamış, işlenmemiş kabiliyet hiçbir işe yaramadığı gibi zarar da verebilir.

Ehliyet ise yeterlilik sahibi olabilmek, o görevin altından kalkabilecek, bilgiye, donanıma, kültüre, altyapıya, terbiyeye sahip olmak demektir.

Sadakat ise, bir kişiye, bir partiye, bir guruba değil, devlete ve devletin temeli millete, ortak değerlere, ortak mefkureye sadakattir.

Bu üç özelliği, bu tanımlamalarla üzerinde taşımayan hiç kimse devlette , devlet görevinde asla yer almamalıdır.

Birisi bile eksik olmamalıdır. Bu halka zulüm, devlete ihanettir.

Herkes bu özelliklere sahip olmak zorunda değildir. Ancak bu özelliklere sahip olmayanın da devlette yer alma lüksü olamaz.

Devlet- i ebed müddet için, milletin bekası için bu olmazsa olmazdır.

Bu çizgiden saparsak tırnaklarımızla kazıyarak elde ettiklerimizi ne olduğunu anlayamadan kaybediveririz.

AK Parti’nin iktidar partisi olması nedeniyle bu konudaki sorumluluğu çok büyüktür.

Çıkar gruplarını yok etmek, yalakaları değil yeteneklileri bulmak, yandaş, hemşeri, çıkar grubu referansları değil ehillik referansını gözetmek ve devlete sadakati gözetenleri seçmek AK Parti’nin görevi ama aynı zamanda kendi hayati zorunluluğudur.

“Emaneti ehline vermek mülkün temelidir,

Ehil olanlar da biz buradayız demelidir.”

La Edri

Önceki ve Sonraki Yazılar