1. YAZARLAR

  2. Hakkı Kutlu

  3. Hizmet üretilmesi umurumuzda değil mi?
Hakkı Kutlu

Hakkı Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Hizmet üretilmesi umurumuzda değil mi?

A+A-

Son 10 yıldır, hayvanat bahçesi gibi ‘şehre hizmet’ olarak görülemeyecek tek icraata sahip Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, kendisine ne zaman “Bize yeni projelerinizden bahsedebilir misiniz” diye sorulsa hemen “Engelleniyorum” diye konuşmaya başlar. Şimdilerde bu modaya, Büyükerşen’in belediye başkanı yaptığı Kazım Kurt da katıldı…

Sürekli düşünüyorum; önce yenini sonra da yerini bahane eden ‘oynamayacak gelin’ gibi her zaman engellediğinden dem vuran bir belediye başkanı, seçim kapıya dayanınca ne diyecek?

“Ben çok süper işler yapacağım, yapacağım da iktidar partisi beni engelliyor. O yüzden hiçbir iş yapamıyorum. Siz bana bir dönem daha oy verin, iktidar partisi beni engelleyeceği için yine hiçbir iş yapmayayım. Ama aslında ne kadar iyi belediye başkanı olduğumu bildiğiniz için, hizmet alamasanız da bana oy verin, önemli olan hizmet üretmek değil, sizin gibi düşünen bir kişinin belediye başkanı olmasıdır. Dünya görüşünüz, belediyecilik hizmeti almanızdan daha değerlidir…”

Ne dersiniz, bu cümleleri okuyunca size mantıksız geldi mi, bir belediye başkanının böyle konuşmaması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?

Boşuna düşünmeyin, Yılmaz Büyükerşen son 10 yıldır, Kazım Kurt da son 4 yıldır bunları söylüyor. Belki bu cümlelerle değil, ama aynen bunları söylüyorlar…

Şehre hizmet üretmek, şehrinin geleceğini şekillendirmek için var olan bir konum, sadece ‘kendisi gibi düşünen’ ancak hiçbir şey yapmayan bir kişiye kurban ediliyor…

Bakın, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, insanları, engellendiği konusunda ikna ettiğine o kadar emin ki, artık merkezi iktidarın başka şehirlere yaptığı işlere de karışmaya ve iş üretmez oluşunu bu şekilde gözlerden saklamaya çalışıyor…

Düşünsenize Kayseri Belediye Başkanı durup dururken, “Eskişehir’e hızlı tren yaptınız, sesimizi çıkarmadık. Bir de üstüne yüzlerce milyon lira harcayarak demiryolunu yer altına aldınız. Bir şehrin içinden geçen demiryolunun yer altına alınma işe aslında belediyenindir. O zaman önce bize de hızlı tren getirin ve şehrin ortasına koyacağınız istasyona ulaşan hattı da yer altına alın” dese, ne derdik?

Şimdi çok iyi biliyorum ki, birileri ‘demiryolunun yer altına alınma işi belediyenin değildir’ diyecektir. O zaman şunu sormak isterim, neden o zaman belediyelerimiz, “Demiryolu yer altına alınınca oluşan alanı bize verin” dedi ve diyor?

Neyse uzatmayayım…

Bu şehirde on binlerce insan, “Bana ne belediyecilik hizmetinden, önemli olan belediyelerin AKP’nin eline geçmemesi” diye düşünüyor. İşte bu yüzden, belediye başkanlarının iş yapıp yapmamasıyla ilgilenmiyor. Buna güvenen ve insanların bu zafiyetinden faydalanan belediye başkanları da “engelleniyorum” diye ağlıyor, hatta sıkılmadan ‘nasıl engellendiklerini’ anlatan kitap hazırlatıyor…

Yani, ‘ben beceriksizim, siyasi görüşlerimden sıyrılıp yönettiğim şehrin hizmet alması için devletin kurumlarıyla iş birliği yapmıyorum, çar çur ettiğim bütçe yüzünden asıl yapılması gereken işleri yapmıyor durmadan bahane üretiyorum’ demiş oluyor…

Durmadan ‘engelleniyorum’ dersen, insanlara ‘o zaman sen git, engellenmeyen gelsin’ deme hakkını da vermiş olursun çünkü…

Engellenmek güçsüzlük, beceriksizlik, iş bilmezliktir günümüzde, çok açık…

Engelleniyor ve bu yüzden hiçbir iş yapamıyorsan, aslında âşık olduğunu söylediğin, çok sevdiğini düşündüğümüz şehrine de zarar veriyorsun. Bırak o zaman o koltuğu!

Yanlış anlamayın, ‘onlar gitsin, iktidar partisinden birileri gelsin’ demiyorum…

Eskişehir’de Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapan birçok isim var, hiçbir zaman engellenmekten bahsetmeyecek, bütün zorluklara rağmen hizmet üretecek…

Örnek mi?

Bakın Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı son bir yılda sadece Yılmaz Büyükerşen engelledi. Belediyenin borçlarını bitirecek iki hamleyi, AK Partili meclis üyeleriyle birlikte boşa çıkararak, Başkan Ataç’ı hem engelledi hem de zora soktu…

Başkan Ataç bu durumdan bile şikâyet etmeden çalışmaya devam ediyor…

Siz, Ahmet Ataç’ın ağzından kaç kere ‘engelleniyorum’ sözünü duydunuz?

Ya Ahmet Ataç engellenmemenin yolunu bulmuş ya da engelleniyorum diye şikâyet etmesinin kendisine bir şey kazandırmayacağını biliyor…

Aslında bir ihtimal daha var: Ahmet Ataç’ın garanti oyu yok. Engellenir ya da bundan şikâyet ederse seçmen kitlesi derhal ‘iş üretecek’ bir isme yönelir…

Beri yandan Yılmaz Büyükerşen ve Kazım Kurt’un kendilerini her daim belediye başkanı seçecek kitlesi olduğu için, iş yapmalarına, hizmet üretmelerine gerek kalmıyor…

Sırf kendi dünya görüşünde olduğu için Büyükerşen ve Kurt’a oy verip hizmet üretmiyor olmalarından şikâyet etmeyenler de şehrine hizmet bekleyen insanların hakkını yiyor…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum