1. YAZARLAR

  2. Kerem Akyıl

  3. Kesikbaş’a alışacaksınız
Kerem Akyıl

Kerem Akyıl

Yazarın Tüm Yazıları >

Kesikbaş’a alışacaksınız

A+A-

Son günlerde o kadar yoğun bir gündem içindeydik ki, nereye gideceğimizi, hangi habere yetişeceğimizi şaşırdık.

Öncelikle Eskişehir Sanayi Odası seçimlerinin kazananı olan Celalettin Kesikbaş’ı tebrik edelim. Bundan bir sene önce Celalettin Kesikbaş’ın adanı – dar bir iş çevresi hariç – kimse bilmiyordu. Ancak bu kısa süre içerisinde Kesikbaş etkili bir halkla ilişkiler kampanyası yürüterek, tanınır bir isim olmayı başardı.

Dahası kamuoyunun uzun süredir pek dikkate almadığı ESO seçimlerini gündemin ilk sıralarına taşıdı. Eskişehir uzun bir aradan sonra ilk kez sanayinin sorunlarını tartıştı. Sokakta gördüğüm, sanayinin ‘S’siyle ilgisi olmayan kişiler bile Eskişehir sanayisini tartıştı.

Bunlar Eskişehir için olumlu gelişmelerdi. Ekonominin temeli üretimdir. Eğer tarlada mahsul, fabrikada mamul üretirseniz zenginleşirsiniz. Kesikbaş’ın dediği gibi ‘Birlikte’ kazanırsınız… Uzlaşmacı ve samimi tavırlarıyla Celalettin Kesikbaş, gerçekten alışılmadık bir adaydı.

Nitekim aynı Kesikbaş, alışılmadık hareketlerinden birini Organize Sanayi Bölgesi seçimlerinden sonra yaptı. Sadece 5 oy farkla kaybeden Kesikbaş, rakibini samimiyetle tebrik etti. ‘Alışılmadık’ diyorum, çünkü hayatımda kaç seçim takip ettim – inanın – sayısını bilmiyorum. Bu seçimlerin sonucunda kaybeden taraflar, her zaman ortaya bir takım komplo teorileri atar. Hele 5 oy farkla biten bir seçimin karakolda bitmesi çok doğaldır.

Nitekim ESO eski başkanı Savaş Özaydemir, “Seçimlerde baskı var, ben sözümü esirgemem” diyerek, kendisinden beklenen bir anlamda ‘alışıldık’ bir açıklama yaptı.

“Sözünü esirgemeyen” Özaydemir’in, kimlerin kime ve nasıl baskı yaptığı konusunda da sözünü esirgememesini beklerdik.

Siyasetin ESO ve ETO seçimlerine müdahil olması kadar doğal bir şey yok. Nasıl ki işadamlarının birilerini desteklemesi normal ise, politikacıların da – münferit olarak elbette – bazı adayları desteklemesi kaçınılmazdır.

Bunu bir baskı olarak değerlendirmemek lazım.

Mesela sizin adayınızın kazandığı bir seçimden sonra, sizi alenen destekleyen bir politikacının sevincinden sahnelere fırlayıp göbek atması garip bir şey değildir. Bunu bireysel bir tercih olarak değerlendirip, politik bir baskı olarak görmemek gerekir.

Ne yani? Sizi bir takım politikacılar desteklediği vakit ‘Demokratik hak’ oluyor da, tam tersi olduğu zaman baskı mı oluyor?

Saçmalamamak lazım…

Ancak gazetecilikte – maalesef – koca koca adamların saçmalamasına da alışıyoruz.

Ne dersiniz acaba Celalettin Kesikbaş’ın nezaketine ve samimiyetine de alışır mıyız? Bence alışırız. Dahası alışmamız da lazım…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.