Macron'un "yeni bir Afrika" yaklaşımı... Sömürge dönemi sona mı erdi?

Dr. Huriye Yıldırım Çınar, Emmanuel Macron'un 1-5 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdiği ve "yeni bir Afrika" yaklaşımıyla yaptığı ziyaretlerin arka planını ve Afrika ülkelerince nasıl karşılandığını kaleme aldı.

SİYASET 10.03.2023, 12:02 10.03.2023, 12:06
Macron'un "yeni bir Afrika" yaklaşımı... Sömürge dönemi sona mı erdi?

Dr. Huriye Yıldırım Çınar, Emmanuel Macron'un 1-5 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdiği ve "yeni bir Afrika" yaklaşımıyla yaptığı ziyaretlerin arka planını ve Afrika ülkelerince nasıl karşılandığını AA Analiz için kaleme aldı.

1 • Macron’un “yeni Afrika açılımı”nın hedefleri nelerdir?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Gabon, Angola, Kongo Cumhuriyeti ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nden (KDC) oluşan 4 ülkeyi kapsayan Afrika turunun ve "yeni bir Afrika" yaklaşımının özetle dört temel hedefi bulunuyor: Afrika’da Rusya'nın artan etkisini kırmak; Çin’in devasa ekonomik etkisine karşı kendi ekonomik çıkar alanını korumak; Afrika’da Fransa'nın zarar gören prestijini onarmak ve ekonomik sorunlarla mücadele eden Fransız kamuoyu nezdinde, Afrika’daki askeri politikalara muhalefeti azaltmak.

Macron 2017 yılı seçim çalışmalarından beri Afrika’ya yönelik, Fransa'nın sömürge sonrası Afrika ile kurduğu ilişkileri ifade etmek için kullanılan "Françafrique” döneminin son bulacağı ve Batılı kibirden arınmış, kazan-kazan ilkesi üzerine inşa edilen yeni ilişkiler tesis edileceği yönünde vaatlerde bulunuyor.

Ancak gelinen süreçte Macron hükümetinin bilhassa güvenlik politikalarındaki başarısızlığı ve kıta üzerindeki ekonomik tahakkümü nedeniyle, eski sömürge ülkelerinde Fransa karşıtlığı artmış durumda. Öyle ki Mali, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Burkina Faso gibi eski Fransız sömürgeleriyle gerilen ilişkiler nedeniyle, Fransız askerleri bu ülkelerden çekilmek zorunda kaldı. Bunu takiben, bahsi geçen devletler Fransa’nın kıtadaki en büyük rakibi olarak görülen Rusya ile askeri alanda işbirliğine girdi. Diğer bazı Afrika ülkelerinde de Fransız karşıtlığının artması ve Rusya ile askeri işbirliği niyetlerinin belirmesinin ardından Macron, prestijini artırmak ve Rusya’nın etkisini kırmak için askeri alanda yeni vaatlerle Afrika ülkelerini iş birliği konusunda ikna etmek zorunda kaldı. Macron son seyahatinde, Fransa’nın Afrika’daki devletlerle çevreye duyarlı ve sürdürülebilir kalkınmaya odaklanan yeni işbirliği modelleri gerçekleştirme niyetini yineledi. Macron, bu noktada özellikle Afrika’da ekonomik olarak devasa bir güce sahip olan Çin ile rekabet edemese de kendi ekonomik etki alanını muhafaza etmeyi amaçlıyor.

Bu seyahatler, Fransız kamuoyunda Afrika’da asker bulundurulmasına karşı sıklıkla yükselen eleştirilere de bir cevap niteliğinde. Açılımla birlikte, Afrika’da daha az Fransız askeri bulundurulması ve üslerdeki yetki ve sorumlulukların yerel hükümetlerle paylaşılması gibi kararların, Afrika'ya ayrılan bütçeyi azaltarak bu eleştirilerin önüne geçmesi bekleniyor.

2 • Fransa’nın sömürge dönemi yaklaşımı sona erdi mi?

Fransa’nın ne kolonyal dönem ne de neokolonyal dönem yaklaşımları Afrika’da sona ermedi. Yakın zamanda da sona ereceğe benzemiyor. Macron birçok kez Afrika ile ilişkileri temelden değiştireceğine yönelik vaatlerde bulundu. Ancak söylem ve uygulamalar arasında sürekli tutarsızlıklar gözleniyor.

Örneğin, Macron Afrika’da demokrasiyi destekleyeceğini söylemesine rağmen Nisan 2021’de Çad’da babasının ölümünün ardından yönetime el koyan Muhammed İdris Debi’yi destekledi. Ayrıca kıtada zedelenen Fransız imajını tazelemek için Ekim 2021’de Afrikalı sivil toplum üyeleri ve "influencerlar"dan oluşan yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı Fransa'nın Montpellier kentinde 28. Afrika-Fransa zirvesini organize etti. Ancak zirveye katılım sağlayan tek devlet başkanı Macron oldu ve kıtadaki mevkidaşlarını bu zirveye davet etmemesi oldukça eleştirildi. Macron’un ilişkilerin seyrini tek başına belirlemeye çalışması, Afrikalı liderler tarafından kibirli ve buyurgan kolonyal alışkanlıkların devam etmesi şeklinde yorumlandı. Keza Afrika’ya başkan olarak yaptığı ve "yeni açılım" söylemleriyle Fransız imajını düzeltmeyi amaçladığı son seyahatinde de Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi ile ortak basın toplantısında yaşanan kriz Macron’un tutumlarında bir değişiklik olmadığının bir göstergesi niteliğinde.

Askeri konularda da köklü değişiklikler olmayacak. Çünkü açılım sonrası Fransa'nın Afrika’daki üslerini kapatması ve askeri varlığını tamamen sonlandırması mümkün değil. Senegal, Fildişi Sahili ve Gabon’daki üslerde yetki ve sorumlulukları ev sahibi ülkeyle paylaşacak. Hatta arzu edilirse dış aktörlerle işbirliğine de gidilebilecek. Ancak Cibuti’deki stratejik konumu yüksek üste yalnızca Fransız askeri unsurları bulunacak. İlerleyen süreçte, kıta genelinde toplamda 6000 civarı olan asker sayısı azaltılacak ve Afrika ülkeleriyle askeri işbirliğinde daha çok eğitim ve teknik destek konularına odaklanılacak.

3 • Afrika ülkeleriyle Fransa’nın veya diğer Batılı ülkelerin ilişkileri nereye gidiyor?

Afrikalı ülkeler başta Fransa olmak üzere Batılı ülkelerle ilişkilerinden memnun değil. Çünkü Batılı ülkeler uzun yıllardır kıta devletleriyle imzaladıkları güvenlik ve askeri alanlardaki anlaşmalara rağmen bölgedeki terörizm, iç savaş ve sınır aşan suçlara karşı beklenilen performansı sergileyemediler. Hatta neokolonyal tutumlarıyla Afrika’daki güvenlik meselelerinin daha da karmaşık bir hal almasına neden oldular. Ayrıca kıta ülkelerinin kalkınması ve ekonomik gelişmesi adına verilen sözler de yerine getirilmedi. Ticari alandaki ilişkiler hep Batı yararına hizmet edecek şekilde geliştirildi. Netice olarak kıta ülkeleri, güvenlik endişelerini bertaraf edecek, bölgede barış, istikrar ve refahın tesisine yardım edecek yeni aktörlerle işbirliği arayışına girdi.

Bu arayış sürerken, 2014 Kırım işgalini takiben uluslararası alanda yalnızlaşan Rusya da siyasi destek bulmak ve ekonomik gücünü artırmak için Afrika’ya yönelmiş durumda. Askeri alanda güçlü bir konuma haiz Moskova yönetiminin Afrika devletlerine nakit ödeme gereği olmadan güvenliği sağlama konusunda verdiği güvencelerle çok kısa bir süre kıtada Rus etkisinin arttığını gördük. Ukrayna-Rusya Savaşı da Rusya’nın Afrika’daki etkisinin ne denli arttığının görülmesini sağladı. Başta Fransa ve Ukrayna olmak üzere Batılı ülkeler kıtada Rus etkisinin kırılması ve savaşta elinin zayıflaması için ciddi bir çaba sarf ederek Afrika’ya seyahatlerini artırdı.

Diğer yandan Donald Trump döneminde Afrika’daki dış politika odağının büyük kısmını Asya Pasifik bölgesine kaydıran Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de yeniden kıtaya yöneldi. Başkan Joe Biden, 2022 aralık ayının sonunda gerçekleşen ABD-Afrika zirvesinde kıtaya 3 yıllığına 55 milyar dolarlık kaynak aktarma sözü vererek, bölgeye hızlı bir dönüş gerçekleştirdi.

Özetle; küresel aktörlerin Afrika üzerinde büyük bir rekabete girdiğini söylemek mümkün. Batılılar, Rusya'nın ve Çin’in kıtadaki etkisini sınırlamak istiyor. Diğer yandan; Türkiye, Hindistan, Brezilya ve Japonya gibi yeni aktörler de Afrika’da yükseliyor.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@