1. YAZARLAR

  2. Kerem Akyıl

  3. Yücel İldiz’i kov gitsin
Kerem Akyıl

Kerem Akyıl

Yazarın Tüm Yazıları >

Yücel İldiz’i kov gitsin

A+A-

“Sürekli aynı şeyi yapıp, farklı sonuçlar beklemek aptallıktır” demiş Albert Einstein. Türk futbolunu takip ettikçe, aklıma hep Einstein geliyor nedense.

Sadece Türk futbolunu mu? Elbette hayır.

Mesela hatırlayacaksınız bizim bir ‘Jet Fadıl’ımız vardı. Adamcağız tam üç defa bütün Türkiye’yi dolandırmıştı. Her zaman söylerim, uyanık geçinenler bile dolandırılabilir, bazen basireti bağlanır insanın. Ama bir dolandırıcıya üç kere üst üstü dolandırılmak için, “Aynı şeyi yapıp, farklı neticeler beklemek” gerekir.

Şimdilerde bir de Çiftlik Bank’ımız çıktı. 20’li yaşların başındaki tosun gibi bir delikanlı, yaklaşık 550 milyon lirayı tokatlayarak çekti gitti. Şu anda paraları, Uruguay’ın güzel Latin dilberleriyle birlikte harcıyordur kendisi. Örnekleri uzatmak mümkün ama biz yine futbola dönelim isterseniz…

Şimdi zorlu bir deplasmana gidiyoruz. MKE Ankaragücü ligde 3’üncü sırada. Süper lige çıkmak için ilk iki mücadelesi veriyor. Onlar 3’üncü, biz ise 4’üncüyüz. Ama geriden dördüncü…

Normal şartlarda tarafsız bir gözlemci maçı Ankaragücü’nün rahat kazanacağını iddia eder. Mesela bu maç Macaristan ikinci liginde olsaydı, baştan üçüncü takım ile, sondan 4’üncü takım maç yapıyor olsaydı, paranızı hangi takıma yatırırdınız?

Üstelik maça seyircimiz de alınmayacak. Bu maçta her sonuç olabilir elbette.

Ya kaybedersek ne olur?

Rakiplerimizin kaybettiği bu haftada kaybedersek dünyanın sonu olmaz. Berabere kalırsak iyi olur. Kazanırsak da tadından yenmez…

Fakat en kötü ihtimali ele alalım isterseniz; ya kaybedersek ne olur? Fatura kime çıkar?

Türk futbolunda sürekli tekrar eden bir durum var. Anadolu takımlarından biri üst üste maç kaybettiğinde, ilk olarak fatura futbolculara çıkar. Taraftar ve ona şirin gözükmeye çalışan gazeteciler, “Takımda gruplaşma var” demeye başlar. Aslını ararsanız her takımda gruplaşma olur. 30 kişilik bir kadroda bazı kişilerin birbiriyle daha iyi arkadaş olmasından daha doğal bir şey yoktur. Mesela 36 yaşındaki Hürriyet ile, 19 yaşındaki Alperen Kocabaş’ın aynı arkadaş grubunda olması beklenemez.

Ancak bu doğal arkadaşlık grupları, mağlubiyetler ardı ardına geldiğinde göze batar. Hemen, “Falanca futbolcu gitsin. Ortalığı o karıştırıyor” denir.

Mağlubiyetler devam ederse, fatura bu kez teknik direktöre veya menajere kesilir. Teknik direktörün ilk 11’i belirleyemediği, sahada gezip duran falanca futbolcuyu oyundan çıkartmadığı belirtilir. “Hoca maçı benim gibi seyrediyor ağbi” safhasına geçilir.

Üç – beş hafta sonra teknik direktör de değiştirilir.

Yeni gelen teknik direktörün takımı tanıması için gereken birkaç hafta olaysız geçer. Ancak mağlubiyetler devam ederse, bu kez de suçlu yönetim olur. Artık başkanların, yöneticilerin istifa etmesine sıra gelmiştir.

Bu arada sezon biter, yeni bir yönetim gelir ve her şey yeniden başlar. Sürekli aynı şeyler yapılır, fakat farklı neticeler beklenir…

Sıra kimde peki?

Eskişehirspor’da işler kötü gidiyor. ‘Takımda kamplaşma var ağbi’ safhasını çoktan geçtik. Bazı futbolcularla yollarımız ayrıldı. Olası bir Ankaragücü mağlubiyetinde fatura Teknik direktörümüz Yücel İldiz’e veya Sportif Direktörümüz İzzet Erdoğan’a kesilecektir.

Peki sürekli futbolcu gönderip, sürekli teknik direktör kovarak ne geçiyor elimize? Sürekli aynı şeyleri yaparak, nasıl oluyor da farklı sonuçlar bekliyoruz?

Maç kötü mü gitti, kov gitsin Yücel İldiz’i…

İyi de ne geçecek elimize?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.