Petrol tüketiminin yol açtığı çevresel sorunların ve petrolle ilgili uluslararası fiyat politikaları nedeniyle artan üretim maliyetlerinin polimerlerin yenilenemeyen kaynaklara bağımlılığını daha da büyük bir problem haline getirdiğini belirten Erdem, şöyle devam etti: "Polimer üretiminde biyolojik esaslı kaynakların kullanımı, günümüzün en önemli araştırma konularından biri haline gelmiştir. Yenilenebilir esaslı kaynaklar, sürdürülebilirlik, yeşil kimya ve bunun gibi kavramlar konu olduğunda, bizim de üzerine çalışmalar yaptığımız poliüretanlar ilk akla gelen polimerdendir. Temel olarak diizosiyanatlar ve poliollerin reaksiyonuyla elde edilen poliüretanlar halihazırda global pazarda üretimi ve tüketimi en çok olan polimerlerden biridir. Poliüretanlar için en önemli girdilerden biri de polioldür. Petrol kaynaklı poliollerin üretiminin ve tüketiminin azaltılması, bunların yerine biyopoliollerin tüketilmesi konuyla ilgili araştırmacıların, kurum ve şirketlerin temel hedeflerinden biridir."
Erdem, biyopoliol eldesi ve özellikle ısı yalıtımında yoğun miktarda kullanılan sert poliüretan köpükler üzerine çalışmalarını yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle yürüttüğünü dile getirdi. Biyokütlelerden asit katalizli solvotermal sıvılaştırma yöntemiyle biyopolioller elde edilmesi amacıyla 4 yıldır çalıştıklarını anlatan Erdem, "Şeker pancarı küspesi, domates, biber, lavanta ve kekik posası, bezelye ve barbunya bitkilerinin kabukları, zeytin pirinası ve istiridye mantarı üretiminde mantar tohumu konağı olarak kullanılan kompost materyalini sıvılaştırıyoruz. Kırklareli bölgesinin yöresel içeceği hardaliyenin üretimi sırasında açığa çıkan üzüm temelli atık materyal de sıvılaştırıp biyopoliol elde edebildiğimiz malzemeler arasında." dedi.
Poliollerin, poliüretanların en temel iki ana bileşeninden birisi olduğunu aktaran Erdem, bunun oldukça yüksek miktarlarda tüketildiğini aktardı.
Atık olarak görünen biyokütlelerden biyopoliol yaparak ekonomik değerini artırdıklarını vurgulayan Erdem, "Sıvılaştırma süreçlerinde biyokütlenin türüne de bağlı olarak yüzde 95 verimlere ulaşabiliyoruz. Ayırma ve saflaştırma süreçleri de dahil olmak üzere yaklaşık 2 saatte biyopoliol elde edebiliyoruz. Sıvılaştırma sürecinin sonunda da verime bağlı olarak bir atık materyal çıkıyor. İkincil atık dediğimiz bu materyali de sıfır atık konsepti kapsamında yine bu süreçler dahilinde değerlendiriyoruz. Yani atığın atığına da değer katıyoruz." diye konuştu.