05.05.2021, 18:01

İmamoğlu Anıtkabir'e de eli arkasında girebilir mi?

Yaptığı işlerle değil de eften püften konularla gündem olmayı çok seven Ekrem İmamoğlu, son bir hafta içinde iki ayrı konu ile karşımıza çıktı yine!
Büyükada'da 'kamulaştırılan' atların akıbeti ve Fatih Sultan Mehmet ya da eşlerinden birinin türbesine yaptığı ziyaret ile ilgili Cumhuriyet Savcısı'nın başlatmak istediği soruşturma ile ilgili konularda gündem oldu ve 'reklamın iyisi kötüsü olmaz' düsturuyla hareket ettiğini son iki yıl içinde gördüğümüz İmamoğlu, eminim çok mesuttur!
Ben, İmamoğlu hakkında değil de kendisi hakkında açılmak istenen soruşturma ile ilgili olarak bir iki kelam etmek istiyorum.
Bu soruşturma ya da ön inceleme izni ile ilgili olarak yorum yapan hemen herkes, konu hakkında konuşan, yazan çizen herkes sözlerine şöyle başlıyor: "Ben, bu soruşturmayı çok saçma buluyor ve eleştiriyorum, doğru bulmuyorum, lanetliyorum..."
Hatta, Hulki Cevizoğlu ve Nedim Şener gibi meslektaşlarım, "Böyle bir soruşturma Ekrem İmamoğlu'na yarar ve CİMER'e yapılan şikayet kesinlikle kendi taraftarlarınca yapılmıştır" diyor. Bu cümlelerinden böyle bir soruşturmanın yanlışlığını kabul ettiklerini anlıyoruz. Mantıkları da şu: "CİMER'e yapılan her şikayet, mantıklı ya da mantıksız olsun incelemeye tabii tutulur. Şikayetin muhatabı kamu görevlisiyse mutlaka savunması istenir. Bu silsileyi bilen İmamoğlu ve çevresi, böyle bir soruşturma açılsın diye kendi kendilerini şikayet etti."
Doğru olabilir ya da olmayabilir, ben bununla ilgilenmiyorum. Ben, böyle bir soruşturma açılmasının mantıksız ve komik bulunmasına karşıyım.


***

Evet evet...
Ekrem İmamoğlu'nun, Fatih Sultan Mehmet ya da eşlerinden birinin türbesine girerken elini arkaya bağlamasını bir saygısızlık olarak görüyor ve bu konuda "Efendim, ben Karadenizliyim. Karadeniz'de rampa bir yerde yürürken insanlar, elini arkaya atarak yürür. Karadeniz'de o rampaları, o güç yokuşları bu sayede daha kolaylıkla çıkarsınız. Rahmetli dedem de eli arkada yürürmeyi severdi" cümlelerinin ötesinde ifadelerle açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum. Belki Cumhuriyet Savcısı da benim gibi düşünür, bilmiyorum. Bu yazıyı yazıyorum ama artık benim gibi düşüneceğini de sanmıyorum. Dedim ya neredeyse Türkiye'deki herkes bu soruşturmanın 'şaka gibi' olduğuna inanmış durumda.
Konu şu aslında...
Benim dedem de böyle yürürmüş, benim babam da böyle yürürdü. Zaman zaman ben de böyle yürümeye başladım.
Ne zaman?
Yorulduğumda...
Evet, yokuş çıkarken, vücudumuzun en güçlü bölgesi olan omuz ve sırtımızdan, en zayıf bölgelerimizden olan belimize güç devşirme, vücut ergonomisi gereği güç almaktır bu hareket. Aynı zamanda uzun süre yürüdükten sonra yorulunca da bu tür yürüyüşe geçerseniz, daha yavaş yürüseniz de daha uzun mesafe kat edebilirsiniz.
Peki, şimdi sormak lazım. Ekrem İmamoğlu o türbeye girmek için makam aracından inip kaç kilometre yürümüş ve yorulmuş?
Peki, o türbenin neresi yokuşmuş da daha kolay çıkabilmek için böyle yürümüş?
Peki, böyle yürümeyi alışkanlık haline getirmişse Anıtkabir'e girerken de böyle yürümeyi denemiş mi, neden denememiş?
Eeeeey, bu soruşturmayı saçma, sapan, komik, zorttirik bulan milyonlarca insan, bana söyler misiniz, İmamoğlu, Anıtkabir ya da Hz. Mevlana'nın türbesine girerken böyle yürüse size garip gelmez mi?

***

Ekrem İmamoğlu seçilir seçilmez Yunan gazete ve televizyonlarının kendisiyle röportaj yapma sırasına girmesi, bu ülkede çokça konuşulmadı mı?
Bu tartışmalar sonrasında 'ıslak saçlarıyla ünlü' gazeteci Nevşin Mengü, "Velev ki Rum" diye tweet atmadı mı?
Ekrem İmamoğlu seçildikten sonra Karadeniz'de hâlâ Pontus Rum'larının torunlarının yaşadığı konuşulup yazılıp çizilmedi mi?
Bence de Ekrem İmamoğlu, Rum kökenli olsa kaç yazar Kürt olsa, Çerkes olsa kaç yazar. Mevzumuz bu değil...
Söyler misiniz bana, Ekrem İmamoğlu'nun Fatih Sultan Mehmet ya da eşlerinden birinin türbesini ziyareti sırasında eli arkasında yürümesi ve türbeye doğru tekme sallamasının bir manası yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu tartışmaların hemen ertesinde 6 milyon lira verip ne üdüğü belirsiz bir Fatih Sultan Mehmet resmini neden satın aldı ve Türkiye'nin bir hafta bu konuyu konuşması sağlandı?
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u (Constantinapolis) Rum'lardan aldı...
Rum kökenli olduğu konuşulduğunda bundan hiç gocunmayan (ki gocunulacak bir şey değil) bir belediye başkanı, İSTANBUL Belediye Başkanı, bu türbelere girerken ekstra özenli olmamalı mı?
Bırakın tanınmış, önemli bir kişinin kabrini, söyler misiniz bana sizin aile büyüklerinizden birinin kabrine birisi saygısızca yaklaşsa "dur kardeşim ne yapıyorsun" demez misiniz?

***

"Yazıların çok uzun oluyor" diyorsunuz, bu kez kısa keseceğim...
Bu konuyu Mehmet Akif Erdem ile konuşuyordum. O da soruşturmanın saçmalığına vurgu yapanlardan. Ben biraz konuştuktan sonra, "Çok ilginç Hakkı. İngiliz General Edmund Allenby, Kudüs'e gittiğinde Selahadddin Eyyubi'nin mezarını tekmeleyerek, 'Kalk Selahaddin kalk! Biz yine geldik' demiştir. Sen burada böyle bir durum olduğunu mu söylüyorsun?" dedi.
Yok tabii ki, bu kadar büyük bir 'yüzlerce yıllık bir öc alma' işinden bahsetmiyorum...
Bilgim olsa bahsederim, ama niyet okuma derdinde değilim, bahsetmiyorum...
Ben, kabirlere, türbelere, ölmüş insanların istirahatgahlarına yaklaşırken insanların biraz toparlanmasına, üstüne başına dikkat etmesi gerektiğine inanan bir kişiyim ve Ekrem İmamoğlu'nun o görüntülerinden rahatsız olmuştum.
Bu konuda soruşturma açılmalı, İmamoğlu savunma vermeli ki, bir daha herhangi bir kabre yaklaşırken bu durum aklına gelmeli.
Gelmeli ki yarın bir gün Anıtkabir'e girerken de öyle sanki yorulmuş gibi, yokuş çıkıyormuş gibi elleri arkasında garip garip tavırlarla yürüyememeli!
Zira terbiye, insanın zamanla öğreneceği önemli hasletlerinden biridir...
 

Yorumlar (1)
Ex 1 ay önce
Fatih'in türbesi değil eşi Gülbahar hatunun türbesi.. Gerçi türb demek kimin fikriyse o başka konu. Gülbahar hanım müslümanlığı hiçbir zaman kabul etmedi. Tahmin ederim ki Çanakkale'de elleri arkada bağlı gezmişsindir. Ama beslendiğin yeri korunan adına bu yazı san yakışır.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@