08.03.2021, 08:14

Ortadoğu’da kadın olmak

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin işçinin insanlık dışı çalışma koşulları ve düşük ücrete karşı başlattığı grev sırasında çıkan yangında 129 kadın işçinin can vermesi ile başladı hikaye… Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak adına çıktığı bu yolun başlangıcı 1977 yılında resmi olarak UNESCO’nun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak açıklamasının ardından sadece kadınları hatırlamaya değil, kadın hakları, kadın-erkek eşitsizliği ve kadına karşı şiddet gibi sorunların da tartışılmasına da vesile oldu. Bu Kadınlar Günü'nde daha çok Ortadoğu'da yaşayan kadınlarımızı ele almak istedim. Bir kadın olarak bunları yazabilme özgürlüğüne sahip olmak, benim ve bu coğrafyada yaşayan tüm kadınların bu yolda geldiği noktanın kanıtıdır…

***

Cennet bile lükstü bizim için…
Ben Ortadoğu’da doğdum.
Bizde silahlar konuşur, kan vardır topraklarımda…
Fakirliğin hüküm sürdüğü topraklarda umut yoktur azizim…    
Biz insan olmayı bilmeyiz!
Sınıf farkları ekmek kadar, su kadar yaygındır.
Bazen ekmek bulamayız somon yiyenlerin yanında…
Fakirlik insanlığın suçu değil burada.
Hak edersin fakirliği, doğduğun anda yazılır kaderin…
Alternatifin yoktur hayatta…
Size sunulan hayatlar ise bizim cennetimizdir.
Bizim hayatlarımız size cehennem…
Ateş yok belki ama biz her yeni gün boğularak uyanıyoruz hayata…
Katletmeyi sever benim insanım,
Vahşidir kan kokan bedenleri.
Diz çöktürür bu topraklar insana…
Aslında insan olmak da kalmak da zordur bu coğrafyada.
Evrende toz tanesi bile olmayan bu yerden de sınırlarımızdan da çıkamayız.
Çıksak da terörist sanılırız.
Doğduğumuz yer nedeniyle asılırız!

***

Tam da bu kısımda siz değerli okuyucularıma çok sevdiğim her okuduğumda ve izlediğimde göz yaşlarıma hâkim olamadığım bir kitap ve film önermek istiyorum. ‘My name is Khan’ filmi Asperger hastalığı taşıyan Hindistan asıllı Müslüman bir adamın ABD başkanı ile konuşmak, derdini anlatmak ve benim adım Khan ve ben terörist değilim demek amacıyla çıktığı yolculukta başına gelenleri konu almaktadır. (Bu hastalık otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir hastalıktır.) 11 Eylül 2001 tarihinde New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan ve çok sayıda masum insanın ölümüne neden olan terör saldırılarından sonra, Amerika genelinde başlayan Müslümanlara karşı bir ırkçı ayrımcılık ve nefret dalgası başlamasının getirdiği sonuçlar ile potansiyel terörist olarak ilan ettikleri Müslümanların ülkelerine giriş yaptıklarında karşılaştıkları ayrımcılık ve işkenceler çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Halit Hüseyni’nin 'Bin Muhteşem Güneş’ kitabında nereye giderseniz gidin ülkenizin peşinizden geldiğini, Afganistanlı aynı kadere sahip iki talihsiz kadının yaşam öyküsünü ele alarak anlatan eserde özellikle Afganistan'da kadın olmanın zorluklarını göreceksiniz. Taliban'ın güçlü olduğu bölgelerde şeriat kuralları hükmünce Meryem'in adam öldürme suçundan idam edilme kararı, küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, hayata gayrimeşru ve kadın olarak doğmanın bedelini ödeyen Meryem eminim sizi de etkileyecektir.

***

Kabukları vardır Ortadoğu’nun…
Kırıp geçmeye çalışanı içine çeker.
Silahlar konuşur sonrasında,
Ölüm kokan sokaklarda.
Hele ki kadınsan Ortadoğu’da;
Topuk sesinden tahrik olan adamların arasında…

Ortadoğu öyle bir topraktır ki, bazen Avrupa'da olsan da kendini Ortadoğu'da ve Ortadoğulu zannedersin. Kendini Ortadoğulu zannetmeye başlayınca da başlarsın kadına ithafen aşağılayıcı sözler söylemeye, onu hor görmeye, gülmesine, gezmesine ve hatta varlığına tahammül edemez bir hale gelmeye. Her ne kadar Türkiye günümüzde Avrupa standartlarında ve yasalarında yönetilen bir ülke olsa da bazen de Ortadoğu damarımız tutuveriyor işte, böyle zamanlarda ucunun nereye gideceğini hesap etmeden bir yanı Ortadoğulu oluveriyor insanımızın, işte o zaman da…

Hamileysen saklamalısın, sakın kahkaha atma derler sana!
Yalnız yürümek zordur,
Ortadoğu’nun sokaklarında…
Erkeğinin yanı değil, iki adım gerisidir yerin…
Kadınların kan kokusu erkeğin elinin kiriyle yazılır.
Hal böyle olunca; 
Sırtından sopa, karnından sıpa eksik olmaz asla.
Kadına soru sorulmaz burada,
Erkeğin cevabını vermiştir senin adına.
Siyah bir peçenin ardından bakarsın hayata.
Kadının kimliği yoktur bu coğrafyada.
İffet planı uygulanır kadına.
Ne de olsa bir erkeğin şahitliği iki kadınınkine denktir burada.
Kocana kahve yapmadığın için bile boşayabilir kocan seni,
Sen kocanı mı?
Güldürmeyin beni!
Üçüncü eş bile olsanız hakkınız yok boşanmaya.
Mute nikahını ise dilim varmaz anlatmaya.
Sadece facebook hesabınız olduğu için bile kırbaçlanabilirsiniz burada.
Daha anlatacak çok şey var ama…
Ortadoğu’da insan da kadın da olmak suçtur bu şartlarda…

***

Velhasıl kelam dostlar, her ne kadar yukarıda bahsettiğimiz konuları Türkiye’de aşılmış olsa da bizim de yüzleşmemiz gereken gerçekler var:

Mesela hala kadınları giyimi kuşamı ile yargılayanlar var ülkemizde… 

Elinin hamuruyla erkek işine karışma kızını dövmeyen dizini dövermiş gibi çağ dışı sözleri kullananlarımız var…

Aynı hayatı paylaşırken üstelik her ikisi de aynı şartlarda çalışmasına rağmen hala kadının görevi olarak adlandırdıkları ev işlerini de çocukların bakımını da kadının üzerine yıkmaya çalışanlar var hala aramızda…

Bunların yanında işe alırken ya da terfihinde sırf kadın olduğu için daha az maaş alanlar, yönetici olması imkânsız olanlar, doğurmasına sıcak bakılmayan, hamileyse işten çıkartılanlar, evlenmediği için yargılananlar, neden boşandığı sorgulanan kadınlarımız var…

Daha da kötüsü kadına şiddet, taciz, tecavüz ve cinayet vakaları çokça görülmekte hala ülkemizde…

Ve tüm bunlara rağmen sessiz kalan, tüm bunlara şahit olduğu halde göz yuman, görmezden gelen ya da sadece tepki vermiş olmak için içi boş birkaç paylaşım yaparak vicdanlarını rahatlatanlar var…”
 

Yorumlar (6)
Halil aslan 1 ay önce
Cok guzel kaleme almışsınız, başarılarınızın devamını dilerim. Takipçinizim
Haldun Bey 1 ay önce
Böyle güzel düşünebilen akepelilerin olduğunu bilmek hem şaşırtıcı hem de güzel. Umut vaad ediyorsunuz...
Emir 1 ay önce
Yesim hanim yaziniz cok guzel olmus elinize saglik
Mete 1 ay önce
Başarılar dilerim Büşra
Berrin 1 ay önce
Bir solukta okudum. Maalesef diye diye, üzülerek okudum bir kadın olarak. Ülkemizdeki ve tüm dünyadaki durumun kadınlar lehine dönüşmesini diliyorum.
Derya 1 hafta önce
Öyle güzel ifade etmişsiniz ki... Her kelimesine katılıyorum. Ortadoğuyu bilmen ama Türkiye de kadın olmak da bir o kadar zor...

Gelişmelerden Haberdar Olun

@