22.02.2021, 17:04

Yüzde 90'ı yüzde 10'a yönettirmek

Son aylarda yoğunlaşan PKK operasyonları, GARA'da yaşananlarla zirve yaptı biliyorsunuz. Bu durum da HDP ile gizli ittifak yapan CHP'yi son yıllarda olduğu gibi zora sokuyor doğal olarak....
Sadece CHP'yi mi?
CHP, HDP ile gizli ittifak yapıyor; İYİ Parti, CHP ile açık açık ittifak yaptığı için, HDP ile işbirliği eleştirilerinin de hedefine oturuyor...
Neyse, diyeceğim şu...
Son yaşananlarla birlikte bir konu herkesin dikkatini çekti. Cumhuriyet Halk Partisi'nin en tepesinden, neredeyse en alt yöneticisine hemen herkes neredeyse her konuda "HDP'nin ağzının içine bakıyor" diyebiliriz...
Örneğin, bir terör eyleminden ve şehitler verildikten sonra CHP yetkilileri çıksa ve "Kahrolsun PKK" dese, belki HDP yetkilileri bile "İyi oldu bu tepkiyi vermeleri, PKK da artık kamuoyunda varlığının Kürt siyasetine fayda sağlamadığını biraz daha anlar" diyecek. Ama neredeeeee...
CHP'liler, sanki HDP'den fazla PKK'yı savunurlarsa Türkiye'deki HDP'ye oy veren kitle akın akın kendi partilerine oy verecekmiş gibi HDP'den çok PKK savunuculuğuna girişiyor.
Rehinelerin şehit edilmesinde emin olun HDP'liler, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kadar açık ve net olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "sorumlu" gösteremedi, göstermedi. HDP'liler devleti ya da askeri sorumlu tuttu, ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı vatandaşlarımızın şehit olmasında direkt sorumlu görmedi, göstermedi...
Peki, CHP bunu neden yapıyor?
Oy için mi, AK Parti'yi ve dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan'ı indirmek için mi?

***

HDP'nin son seçimlerde oyu yüzde 10 civarında seyrediyor...
Hiç de azımsanmayacak, hiç de yabana atılamayacak bir sayı...
Klişeleşmiş tabirle birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan bile fazla olan 4 milyon civarındaki HDP oyu, tabii ki hemen her partinin iştahını kabartır...
Cumhuriyet Halk Partisi, 1980'den önce 'doğal seçmeni' olan  bu kitlenin oylarına talip olmak ve HDP'ye giden oyların kendi partisine yönelmesi için bunları yapıyor olsa emin olun birçok kişi gibi ben de "Olabilir, adamlar siyaset  yapıyor canım" derim. Oysa emin olun CHP'nin, HDP'ye giden oyları kendi partisine yöneltmek gibi bir derdi olmadığı gibi biliyorsunuz birçok seçimde "Her evden bir oy" diyerek, HDP'nin baraj problemi yaşamaması için kendi oylarından bile feragat etti...
CHP'nin gerçekte HDP oylarını toplamak gibi bir derdi yok, yani normal, olması gereken bir siyaset anlayışıyla yapılmıyor bütün bunlar...
Gözler sürekli HDP'nin üstünde ve HDP'nin yöneticileri kırılmasın, ittifaktan ayrılmasın diye konum alınma gayreti sarfediliyor çoklukla...
Peki bu durumun ülke siyasetine sakıncası olabilir mi, var mı?
Ben ülkemizdeki "ayrılıkçı" sayısının HDP'nin oy oranı ile aynı olduğuna inanmıyorum...
En kötümser ifadeyle ayrılıkçı seçmen, HDP seçmeninin yarısını bile oluşturmuyor kanımca...
Bu da Türkiye'deki ayrılıkçı seçmen sayısının yüzde 5'ler civarında olabileceğini gösterir ki, CHP, işte bu yüzde 5'i kırmamak, küstürmemek için bütün politikasını değiştiriyor ve adeta ülkenin bu yüzde 5'lik kitle tarafından yönetilmesini sağlıyor...
Açayım...

***

Cumhuriyet Halk Partisi hangi taktiği uyguluyor:
"Benim oyum kesinlikle ülkeyi 'tek başına' yönetmek için yetmeyecek, yetmiyor. O zaman, AK Parti karşıtlarının tamamını da yanıma alayım ve büyük bir ittifak kurayım. Bu ittifakta asla bir araya gelmeyecek İYİ Parti ve HDP gibi partilerin arasında gizli/açık köprü olayım ve öncelikle yüzde 51 oyu toplayarak AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan'ı indireyim, sonrasını, sonra düşünürüz..."
Yani amaçlanan "iktidar olmak" ve "ülkeyi yönetmek" değil...
Amaçlanan, Cumhur İttifakı'nın elinden iktidarı almak...
Sonrasında belki ülkeyi yönetecek bir formül bulunamayacak bile...
Hedef seçimde iktidarı değiştirip, sonrasında MHP, İYİ Parti, Saadet, Deva ve Demokrat Parti gibi partileri bir araya getirip iktidar olmak da değil, çünkü HDP yönetimine öyle çok prim veriliyor ki, bir gün MHP ile bir araya gelme ihtimali neredeyse sıfıra indiriliyor...
Bütün bunlardan sonra şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki; CHP, HDP'nin içindeki ayrılıkçılara, ülkeyi yönettirmek peşinde!..
Diyelim ki, Millet İttifakı yüzde 51 oy aldı ve Cumhurbaşkanını değiştirdi...
O saatten sonra, "Kardeşim ben amacıma ulaştım. Artık istemediğim kişi ve partisi iktidarda değil. O zaman gönül rahatlığıyla PKK ile mücadeleye başlayabilirim. Bu ülke, bütün topraklarıyla bölünmez bir bütündür ve PKK bitecektir" diyecek mi CHP yöneticileri?
Derlerse, yıllarca kırmamak, küstürmemek için uğraştıkları HDP yöneticileri ile seçmeninin bir bölümüne yalan söylemiş olmayacaklar mı?
Diyelim ki şimdiki gibi davranacaklar ve PKK ile mücadele yolunu tercih etmeyecekler...
O zaman da ülkenin neredeyse yüzde 95'nin düşüncesinin aksine bir konum almış olmayacaklar mı?
Öyle olursa...
Ülkenin yüzde 90'ını, şimdiki resmi oylarına göre yüzde 10'una yönettirmiş olmayacaklar mı?
Demokrasilerde yüzde 10 oy çok değerlidir...
Demokrasilerde hatta tek bir oy bile değerlidir...
Ancak, ülkenin bölünmez bütünlüğü gibi bir konuda, yüzde 90'ının isteklerini bir kenara atıp yüzde 10'un isteklerine göre hareket etmek, yoktur, olamaz, olmamalıdır...
CHP'nin doğru siyasi zemine oturması, HDP'ye oy veren insanların talep ve endişelerini doğru anlayıp, bu kişilerin oylarını kendi partisine kazandırmak üzerine kurgu yapması sayesinde olur.
CHP, HDP yöneticilerini değil, HDP seçmenini dikkate almalıdır...
Ve emin olun o seçmen içinde "ayrılıkçı" olanların oranı 3-4 puanı geçmez...
Ve işte o zaman CHP, birilerini göndermek yerine ülkeyi yönetmek için siyaset üretmeye başlar...

Yorumlar (1)
Cihan Gürkan 2 hafta önce
Tebrik ederim

Gelişmelerden Haberdar Olun

@