Erdoğan’dan partilere yeni anayasa çağrısı

AK Parti'nin TBMM grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa ile ilgili birlik çağrısında bulundu...

SİYASET 10.02.2021, 13:10 10.02.2021, 14:04
Erdoğan’dan partilere yeni anayasa çağrısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantısında konuştu.

Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, milli iradenin gücünü yansıtacak yeni anayasanın, Cumhuriyetin 100’üncü yılı için belirlenen hedefleri taçlandıracağına inandığını söyledi.
Türkiye’nin, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu noktaya bir anda gelmediğinin ortada olduğunu ifade eden Erdoğan, “Tek parti dönemi faşizminin ardından, önce 1960 darbesinin, ardından 1980 darbesinin gölgesinde hazırlanan anayasaların yol açtığı sorunların ülkemize ağır maliyetleri olmuştur. Vesayeti ve bürokratik oligarşiyi besleyen, darbelere çanak tutan, milli iradenin etkisini sınırlayan bu anayasaların ruhuna sinen çarpıklık, tüm değişikliklere rağmen giderilememiştir. Milletimizin desteğiyle sağlanan uzun süreli iktidar dönemleri bile bu sıkıntıları çözmeye yetmemiştir. Hatırlarsanız, iktidarımızın ilk dönemlerinde vesayetin kanlı cinayet oyunlarından vesayet kurumlarının ve medyanın küstah meydan okumalarına kadar nice demokrasi ayıbıyla karşı karşıya kalmıştık. Adını utanmadan cumhuriyet mitingleri koydukları gösterilerle, savcısından rektörüne kadar kendini devletin ve milletin üstünde gören nice kibir abidesinin saldırılarına şahit olduk. Demokrasiye ve milli iradeye alenen kast eden faşist zihniyetle yol yürümekten çekinmeyenlerin, siyaset kurumuna ve yüce Meclise nasıl ayar verme yarışına girdiklerini unutmadık. Partimize kapatma davası açıldığında, buna karşı omurgalı bir duruş sergilemek yerine dava dosyasına belge üretme peşine düşenleri de elbette unutmadık” açıklamasını yaptı.

Türkiye’nin son 7-8 yılda sınırlarının içinden ve dışından sayısız yeni işgal girişimiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Erdoğan, “Terörün, teröristin, sinsiliğin, alçaklığın, riyakârlığın her türlüsünü yaşadık. Hamdolsun, bu ihanetlerin hepsi aziz milletimizin sinesine çarparak paramparça oldu. Bir yandan istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkarken, diğer yandan sürekli sorun üreten yönetim sistemimizi de rehabilite etmek için çalıştık, çırpındık. Sonunda, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından, Cumhur İttifakı olarak ülkemizi yeni bir yönetim sistemine kavuşturmayı başardık” dedi.

Erdoğan, sürekli yeni reformlarla sistemi iyileştirme çabasında olmalarına rağmen, darbe anayasasının ruhundan kaynaklanan anaforların bir türlü bitmek bilmediğini sözlerine ekleyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini çalışırken karşımıza hep anayasa meselesinin çıktığını gördük. Daha sonraki uyum çalışmalarında da aynı durumla karşılaştık. Adalet Bakanlığımızca hazırlanan Yargı Reformu Strateji Belgesi hazırlıklarında da buna şahit olduk. Cumhurbaşkanlığı Yardımcımız tarafından yeni yönetim sisteminin birinci yılının ardından yapılan kapsamlı analiz çalışmalarında da bununla yüzleştik. Yakında kamuoyuyla paylaşacağımız İnsan Hakları Eylem Planı hazırlıklarında da bunu gördük. Elbette Meclis’te yürütülen pek çok çalışmada da bu gerçek hep karşımıza çıktı. Attığımız her adımda meselenin, eklektik yöntemlerle, yamalarla, restorasyonlarla çözülemeyeceği gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık. Bilindiği gibi, geçmişte aynı tespitler ve ihtiyaçlarla Meclis’te yeni bir anayasa çalışması başlatmıştık. Meclis çoğunluğu bizim partimizde olmasına rağmen, tüm partilerden eşit sayıda üyenin katılımıyla bir komisyon kurarak, yeni anayasa için ilk adımı atmıştık. Bu samimi adımımız, CHP’nin işi sürekli yokuşa sürmesi ve nihayet masayı devirmesiyle akamete uğramıştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş aşamasında tekrar bu hususu değerlendirmeye aldık. Ancak, darbe girişiminin şokunu henüz üzerinden atamamış bir Türkiye ikliminin buna uygun olmadığını gördüğümüz için, konuyu gündeme getirmedik.”

"Yeni anayasayı hazırlamak için şartlar uygun"

Bugün artık, hem vesayetin gücünü kırmış, hem darbe niyetlilerine mesajını açıkça vermiş, hem uluslararası alanda özgürce hareket etme iradesini ortaya koymuş bir Türkiye’nin olduğunu belirten Erdoğan, yeni anayasayı konuşmak ve hazırlamak için şartların gayet uygun olduğunu söyledi.

"Milletimiz yeni anayasa hazırlama teklifimizi kamuoyuna sunma konusunda bizi cesaretlendirdi"

Küresel siyasi ve ekonomik güç dengelerindeki değişimde hak edilen yeri alma fırsatını kamil manada değerlendirebilmek için daha sağlam bir çatıya ihtiyaçlarının bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, “Milletimizin reform gündemimize olan samimi ilgisi ve yüksek beklentisi de, bizi yeni Anayasa hazırlama teklifimizi kamuoyuna sunma konusunda cesaretlendirmiştir” dedi.
Anayasaların, doğaları gereği, mümkünse toplumun tamamının ama mutlaka kahir ekseriyetinin desteğini almak mecburiyetinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, bunun da ancak, yeni anayasanın ülkedeki tüm kesimlerin kendilerini içinde bulabileceği bir formülle hazırlanmasıyla mümkün olabileceğini kaydetti.

“Tercihimiz tüm siyasi partilerin bu sürecin içinde yer alması”

Erdoğan, tercihlerinin, tüm siyasi partilerin bu sürecin içinde yer alması olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bunun için sonuna kadar samimi bir gayret göstereceğiz. Ancak, şu veya bu sebeple, kimi siyasi partiler kendini sürecin dışında tutsa bile, biz milletimizin tüm kesimleriyle oturup konuşarak, yeni anayasa çalışmalarının içinde olmalarını mutlaka temin edeceğiz. Bunun için sonuna kadar acele etmeden, her kesimle gereken istişareleri yaparak, önümüzdeki asrın ihtiyaçlarını karşılayacak bir anayasa metni ortaya çıkartmalıyız. Hatta bu öyle bir metin olsun ki, Türkiye Cumhuriyetinin 150’nci, 200’üncü yılları kutlanırken, bu anayasa çalışması tarihi dönüm noktalarından biri olarak gösterilsin. Bu öyle bir metin olsun ki, Anayasa hukuku literatüründe tüm dünyada örnek gösterilsin, diğer toplumlara da ilham versin. Türkiye’ye 18 yılda cumhuriyet tarihinde görülmemiş eserler ve hizmetler kazandırmış bir kadro olarak, 2023’e giden yolda milletimize ilk sivil yeni anayasayı kazandırma şerefine de hep birlikte nail olacağız. Hiç şüphesiz bu konuda en önemli görev Türkiye Büyük Millet Meclisimize, onunla birlikte Cumhur İttifakımıza ve AK Parti grubumuza düşecektir. Sizlerden bu sürece özellikle sahip çıkmanızı istiyorum.”

“Cumhur İttifakı olarak yeni anayasa çalışmalarına en yapıcı katkıyı sunacağız”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, gerek daha önce yaptığı açıklamayı, gerek partisinin dünkü grup konuşmasında ortaya koyduğu çerçeveyi memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Erdoğan, “Bu konuda Cumhur İttifakı olarak tam bir anlayış birliği içinde olduğumuzu görüyoruz. Yakında kamuoyuyla paylaşacağımız İnsan Hakları Eylem Planımızda, diğer başlıkların yanısıra yeni anayasa meselesiyle ilgili de özet bir çerçeve ortaya koyacağız. Buradan siyasi partilerimize, akademisyenlerimize, üniversitelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, medya mensuplarımıza, velhasıl tüm fikir ve aksiyon insanlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, hep birlikte yeni Anayasa konusundaki tekliflerimizi yıl içinde hazırlayalım ve tartışmaya başlayalım. Hiç kimseyi ve hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan, vizyoner bir bakış açısıyla, hüsnü niyetle, yapıcı bir yaklaşımla bunları milletimizle paylaşalım. Ortak yönlerde zaten bir sorun yok. Farklı görüşleri tekrar tekrar konuşalım, tartışalım. Nihai olarak milletimizin önüne mümkün olan en kapsayıcı, en ufku geniş, ülkeyi en uzun süre taşıyacak metni koyalım. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını darbe anayasasıyla değil, bu ülkeye ve millete yakışan yeni sivil bir anayasa ile karşılayalım. Biz Cumhur İttifakı olarak yeni anayasa çalışmalarına en yapıcı katkıyı sunmakta kararlıyız. Nihai karar elbette milletimizin olacaktır. Yeni anayasamızın şimdiden ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Erdoğan'dan Miçotakis'e yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda, Yunanistan Başbakanı Miçotakis'e de “Çılgın Türkleri iyi tanıyacaksın” ifadeleriyle cevap verdi.

Kıbrıs meselesinin Türk ve Kıbrıs halklarının ortak davası olduğunu, Rum tarafının kanlı saldırılarıyla tırmanan sıkıntıların, tüm çabalara rağmen kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulamadığını kaydeden Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis'i uyardı, haddini bilmesini istedi. Erdoğan, “Ada'daki iki taraf arasında 1968'de başlayan, Türk tezinin yerel özerklik şeklinde ortaya konduğu ilk görüşmeler, 1971 yılı sonuna kadar sürdü. Türkiye ve Yunanistan'ın da katılmasıyla devam eden görüşmeler, 15 Temmuz 1974'te yaşanan Rum-Yunan darbesiyle son buldu. Kıbrıslı kardeşlerimizin can güvenliğini sağlamak için gerçekleştirdiğimiz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve ondan sonra, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Bu süreçte de müzakereler, kesintili de olsa hep devam etti. Egemenliğini adanın kuzeyine de yaymaya çalışan bir politika izleyen Rum tarafı, müzakerelerde devlet yapısını bu doğrultuda şekillendirmek istedi. Rumlar, Türk tarafının buna razı olmamasını da çözümsüzlüğün sebebi olarak göstermeye çalıştı. Halbuki, 1960'larda Kıbrıs Türk tarafına otonomi hakkı bile tanımayan Rumlardı. 1970'li yıllarda iki kesimli, iki toplumlu federasyonu kabul etmeyen yine Rumlardı. Avrupa Birliği üyeliği perspektifi güçlenince federasyon fikrini savunur görünen Rumlar, asıl niyetlerini daha sonra ortaya serdiler. Amaçları, bu süreçte Kıbrıs Türk tarafının elde edebileceği hakları, Türkiye'nin üye olmadığı bir Avrupa Birliği içinde kolaylıkla aşındırarak, adayı tek başlarına yönetmekti. Yok böyle yağma” diye konuştu.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in yaptığı açıklamalara cevap veren ve haddini bilmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben açıklama yapıyorum, Miçotakis ile görüşebiliriz diyorum. Ben bu açıklamayı yapıyorum bir de baktım Miçotakis meydan okuyor. Eski istikşafi toplantılar başlasın dedik ve geçen hafta İstanbul Dolmabahçe'de başlatıldı, ikincisi Atina'da yapılacaktı, Miçotakis şimdi meydan okudu, sen bu meydanı okuduktan sonra biz seninle nasıl bir araya gelelim. Önce haddini bileceksin. Gerçekten bir barış arayışı varsa sende bana meydan okuma, haddini bil. Haddini bilmezsen masayı sen tekmeledin, masadan kaçtın, biz masadan kaçmadık, biz masadaydık. Bu şekilde gitmesi halinde biz seninle masaya oturamayız. Adalarda yaptıklarınız ortada, neyinize güveniyorsunuz. Bir yerlerden yine size destekler gelecek, buna mı güveniyorsunuz? Eğer buna güveniyorsanız yanılıyorsunuz. Nerden ne gelirse gelsin Türkiye dimdik ayaktadır, yerindedir, gereğini de gerektiği zaman yapmasını bilir. Ben buradan Miçotakis'e bir şey daha hatırlatmak isterim, sen bazı dağlara güveniyorsun, o güvendiğin dağlara kar yağdı. Hiçbirinden sana fayda gelmez. Ama biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz, yola da böyle devam ederiz. Onun için çılgın Türkleri iyi tanıyacaksın. Yunan ve Rum tarafının son günlerdeki açıklamalarına baktığımızda, Kıbrıs Türkünü yok sayan tutumlarında en küçük bir değişiklik olmadığını görüyoruz. Artık iki devletli çözümden başka Kıbrıs'ta çıkış yolu kalmamıştır, ister kabul edersiniz, ister etmezsiniz. Artık federasyon diye bir şey yok, geçin artık o işi. Hidrokarbon kaynakları konusunda da Kıbrıs Türkleriyle masaya oturmaktan ısrarla kaçıyorsunuz. Siyasi ve ekonomik her alanda Türk tarafına uygulanan ambargoları ağırlaştırarak sürdürüyorlar. Artık bu adaletsizliğe tahammül etmemiz mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin yarım asırdır Ada'da süren çözümsüzlüğün mağduru olmasına daha fazla izin vermeyeceğimizi tüm dünya bilmelidir. Bugün yardımcım Fuat Bey ile beraber geniş bir ekip Kuzey Kıbrıs'a gidiyor ve geniş bir çalışmayı başlatacağız. Süratle bu çalışmalarla inşallah Kuzey Kıbrıs'ı yeniden farklı bir şekilde ayağa kaldıracağız. Adadaki Türk toplumunu yok sayan Rum ve Yunan zihniyetinin 50 yıldır müzakereleri başarısızlığa mahkum etmesi karşısında eski çözüm formüllerini tekrar konuşmanın anlamı kalmamıştır. Kıbrıs meselesi yeni dönemin ruhuna uygun bir şekilde, artık çözüm odaklı bir anlayışla ele alınmalıdır. Bundan sonra Kıbrıs'ta konuşulabilecek tek konu, iki devletli çözümdür. Kıbrıs Türk kesimindeki kardeşlerimizin de böyle düşündüğünü ve hareket ettiğini biliyoruz. Geçmişin gölgesinde kalmadan, ancak geçmişten ders çıkararak, Ada'da barış ve istikrarın hâkim olduğu bir geleceği ancak bu şekilde inşa edebileceğimize inanıyorum. Kıbrıs konusunda masaya oturulacaksa, ancak bu şartlarda oturulabilir, aksi takdirde herkes kendi işine bakacaktır” diye konuştu 

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@