Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ek gösterge meselesini çözeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “7. Memur-Sen Büyük Türkiye Buluşması”nda konuştu...

SİYASET 14.11.2021, 17:15 14.11.2021, 22:09
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ek gösterge meselesini çözeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “7. Memur-Sen Büyük Türkiye Buluşması” programına katıldı. Programdaki konuşmasına Memur-Sen Kurucu Genel Başkanı Mehmet Akif İnan’ı anarak başlayan Erdoğan, “Akif İnan’ın en önemli eseri olan Eğitim Bir Sen ve Memur-Sen bugün 1 milyon 50 bine ulaşan üye sayısı ile ülkemizin en büyük konfederasyonu olarak büyük ve güçlü Türkiye davamıza omuz veriyor. Merhum İnan’ın mütevazi imkanlarla kurduğu müesseseler aziz milletimizle birlikte tüm emekçilere hizmet etmeyi sürdürüyor. Memur-Sen kamu görevlilerinin haklarını savunmanın yanında ülkemizde ve tüm dünyada hakkın, adaletin, merhametin, özgürlüklerin gür sesi oluyor. İnsanı esas alan özgün bir sendikacılık anlayışıyla bu çatı altında yürütülen çalışmalar her türlü takdirin üzerindedir. İdeolojik sendikacılıkla arasına mesafe koyan Memur-Sen milli iradenin güçlendirilmesi için atılan her türlü adıma destek vermiştir. Memur-Sen darbe ve vesayete dönük tüm teşebbüslerin karşısında dik bir duruş sergilemiştir. 27 Nisan bildirisinden 367 garabetine, gezi olaylarından 17-25 Aralık girişimine, 15 Temmuz ihanetinden 16 Nisan referandumuna kadar ülkemizi milletimizi, istiklalimizi ilgilendiren her kritik hadisede Memur-Sen onurlu, dirayetli, demokratik bir tavır takınmıştır. Son 19 yılda vesayetçi sisteme, cuntalara, ihanet çetelerine ve terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadelede dağ gibi yanımızda duran Memur-Sen’e ve siz yürekli mensuplarına burada bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Bay Kemal memurları tehdit ediyor ama memur kardeşlerim bunlara pabucu bırakmayacak”
Salonu dolduran Memur-Sen üyelerine seslenen Erdoğan, “Çoğu arkadaşımız 28 Şubat günlerinde ya memur, ya öğretmen, ya öğrenci olarak bizzat tecrübe etti. Aramızda sakalından dolayı tahkikata uğrayanlar, başörtüsünden dolayı okulundan atılanlar, fikirlerinden dolayı soruşturma geçirenler, kimliğinden dolayı sürgüne gönderilenler oldu. İrtica ile mücadele kılıfı altında aralarında kamu görevlilerinin bulunduğu 6 milyon insanımız vesayetçiler tarafından fişlendi. Milli Eğitimde 33 bin öğretmen disiplin soruşturmasına uğradı. 11 bin 890 öğretmen disiplin cezası aldı. 11 bin öğretme istifa etti. Devlet kurumunda çalışan tüm başörtülü kardeşlerimiz inançları ile meslekleri arasında tercih yapmaya zorlandı. Her alanda milletimiz çok ağır baskılarla maddi manevi kayıplarla karşılaştı. Milletin inancı ile değerleri ile kültürü ile kavgalı darbeci zihniyetin Türkiye ekonomisine verdiği zarar 300 milyar doların üzerindedir. Bu rakam vesayetin milletimizi sadece ekonomide yüz yüze bıraktığı faturadır. Ülkenin geri kalması pahasına vesayete arka çıkanların milletimize verdiği zararların hesabını tutmak dahi mümkün değildir. Bu faşist zihniyetin eğitim sistemimizde yaptığı tahribatın etkilerini ortadan kaldırmak için halen uğraşıyoruz. Bu anlattıklarımızı yaşı 30 altındaki genç memur kardeşlerimiz için uzak tarihli hikayeler gibi göründüğünün farkındayız. AK Parti Türkiye’sinde doğan gençlerimize bu baskıları anlatmakta zorlanıyor. Bay Kemal tehdit ediyor. Öğretmenleri tehdit ediyor. Subayları tehdit ediyor, polisleri tehdit ediyor. Hangi memur sınıfında kardeşlerimiz varsa sıradan hepsini tehdit ediyor. Ama bilmiyor ki benim memur kardeşlerim Allah’ın izni ile bunlara pabucu bırakmayacak” şeklinde konuştu.

“Ekonominin evelallah kitabını yazdık, yazmaya devam ediyoruz”
Erdoğan, dün Çanakkale Köprüsü’nün son tabliyesinin konulması törenine katıldığını hatırlatarak, “Bu nasıl yapıldı. Bu parayı nereden buldunuz’ diyorlar. Burası 2 milyar 400 milyon avroya çıkmış olan bir köprü. Karadan karaya 4 bin 200 metre uzanan devasa 1915 Çanakkale Köprüsü'nün 18 Mart'a ulaşmadan açılışını yapacağız. Bunu biz yap işlet devret ile inşallah 12 yıl sonra bu köprü devlete kalacak, millete kalacak. Ama bunların kafası bunu basmaz. Diyor ki ‘nasıl yaptınız’, işte böyle yaptık. Türk firmaları ve Kore işbirliği ile yaptık. Birçok yatırımlarımızı böyle gerçekleştirdik. Şu anda burada 5 bin kişi çalışıyor. ‘Millet aç’ diyor. Ya bu 5 bin kişi burada çalışıyor, ücretlerini alıyor. Ekonomide kafanız nasıl çalışıyor buna bakıyorum. Biz bu noktada ekonominin evelallah kitabını yazdık, yazmaya devam ediyoruz. 19 yıldır Türkiye’nin dört bir yanında eğer yollar yapılıyorsa, 6 bin 100 kilometreden biz bu yolları aldık 28 bin kilometreye çıkardıysak, evet bu iş bilenin kılıç kuşananın anlayışı ile oldu. Eğitimde aynı şeyleri yaptık. O kullarımızın halini biliyorsunuz. Burada benim emsali kardeşlerim bilirler okullarımızın hali neydi. Kitabımız yoktu. Teksir kağıtları ile okuyorduk. Kırtasiyeci dükkanından kitap alamazdık. O günleri yaşadık. Geldik dedik ki biz sıralarınızın üzerine kitaplarımızı koyacağız ve yavrularımız ücretsiz olarak okullarını okuyacaklar. Dün Çanakkale’de muhteşem bir açılış yaptık. Daha sonra gençlerle bir araya geldik Troya’da. Gençlerle olan buluşmamız da çok güzel oldu. Demek ki diyor ya ‘Amcanızı dinleyin’. Amcanız size neler yapacak neler. Ya siz neler yaptınız şu anda belediyelerde tüm vatandaşlarımı sokağa atan sizsiniz. Belediyelerimizde işçilerimizi sokağa koyan sizsiniz. Hani atmayacaktınız, hani kimseyi kapıya koymayacaktınız. Hepsi yalan. Akşam yalan, sabah yalan” açıklamalarında bulundu.

“Devletin içine çöreklenmiş, milli iradeyi hiçe sayan jakobenlerin direnci ile hep karşılaştık”
Türkiye’ye hizmet yolculuğunda pek çok engelleme girişimi ile karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, “Gezi olaylarında bay Kemal Taksim’de değil miydi? Ne işin vardı orada. Çünkü o da gezici. Bunlar değil miydi Bezm-i Alem Valide Sultan Camii içine bira kutuları ile girenler. Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nden Başbakanlık ofisine dozerlerle oralara kanal açarak gidenler bunlar değil miydi? Bunlar tahribat yapar, biz ise iş yaparız. Bunların dikili ağacı yok. Biz sürekli eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, enerjide, bütün alanlarda, tarımda sürekli olarak üretiyoruz. Daha çok üreteceğiz. Devletin içine çöreklenmiş, millete tepeden bakan, milli iradeyi hiçe sayan jakobenlerin direnci ile hep karşılaştık. İçerideki vesayet odakları ile birlikte Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen hasımlarımızın operasyonlarına maruz kaldık. Menderes’ten Özal’a, Türkeş’ten Erbakan hocamıza kadar Türkiye için hayal kuran siyasetçiler daha önce kimlerle mücadele ettiyse, biz de aynı çevreleri karşımızda bulduk. Türk demokrasisinin standartlarını yükseltme çabalarımız kışkırtmalarla, darbe çığırtkanlıkları ile, siyasi suikastlarla sabote edilmek istendi. Onlar AKM’nin gövdesine teröristlerin dev posterlerini astılar Gezi olaylarında. Biz de dedik ki ‘Biz AKM’yi yıkacak, yeniden muhteşem bir opera binası olarak burayı yapacağız’. 4.5 yılda opera binası olarak AKM’yi yaptık mı. Taksim Camii'ni yaptık mı, yaptık. Bizim işimiz yapmak, bunların işi yıkmak. Hiçbir baskıya teslim olmadık. Demokrasimizi güçlendirdik. Ekonomimizi çalışmadan zenginleşmeyi alışkanlık haline getirmiş bir avuç elite rağmen büyüttük. Savunma sanayimiz yüzde 20 yerliydi, şimdi yüzde 80 yerli” diye konuştu.

“Savunma sanayimizi bizi kendilerine bağımlı bırakmak isteyen küresel çetelere rağmen devler ligine taşıdık”
Türkiye’nin insansız hava aracı yapım sürecini de anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İlk seçimi kazandığımızda Avrupa ve Amerika seyahati yaptık. O zaman Amerika’da Bush iş başında. Bush’a gittiğimde dedim ki ‘Biz terörle mücadele ediyoruz, terörle mücadelede siz bize İHA verecektiniz vermiyorsunuz’. O zaman Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ı çağırdı. ‘Bak Türkiye’ye İHA vermiyormuşsunuz’ dedi. O da ‘Doğru’ dedi. ‘O zaman süratle Türkiye’ye İHA vereceksiniz’ dedi. Oradan İHA aldık ama 38 saat süreyle. Tabii bu bizi ev sahibi yaptı. Allah rahmet eylesin Bayraktar’ın sahibi Özdemir Bey, buradan ilham alarak evlatları ile beraber bu işe soyundular ve süratle İHA’yı Bayraktar üretmeye başladı. Şu anda İHA’larımız var mı, var. SİHA’larımız var mı, var. Şimdi bir üst segmente çıktık, artık Akıncı’larımız da var. Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te buralarda teröristleri bugün yok ediyorsak işte bunlarla yok ediyoruz. Hem içeride, hem sınırımızın dışında. Nereden nereye. Kötü komşular bizi ev sahibi yaptı. Savunma sanayimizi bizi kendilerine bağımlı bırakmak isteyen küresel çetelere rağmen devler ligine taşıdık. Üretimimizi hiçbir riske girmeden, milletin sırtından palazlanmaya alışmış asalaklara rağmen arttırdık. Hak ve özgürlükle bu ülkeyi tapulu malı gören azgın azınlığa rağmen genişlettik. Diplomasimizi bürokratik oligarşinin engelleme teşebbüslerine rağmen millileştirdik. Milletimizle sırt sırta verdiğimiz mücadele sayesinde 28 Şubat döneminin enkazını ortadan kaldırmanın yanı sıra ülkemize çağ atlattık. Ekonomide, eğitimde, savunmada, enerjide, sağlıkta, terörle mücadelede, demokraside bizden önce yapılanların tamamını 3’e, 5’e, 10’a katlayan başarılara imza attık.”

Erdoğan, “Bizim dünyamızda sadece kardeşlik, muhabbet varken, karşımızdakiler gerilimden, kavgadan besleniyor. Bizim dünyasıza hangi siyasi görüşe sahip olursan ol milletin tamamını kucaklama varken, karşımızdakiler insanımızı ayrıştırmanın hesabını yapıyor. Biz 84 milyonu birliği için uğraşırken, karşımızdakiler vatandaşlarımızı kamplaştırmaya çalışıyor. Biz ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşımak için koştururken, karşımızdakiler tüm enerjilerini Türkiye’yi paçasından tutup aşağı çekmeye harcıyor. Ülkemiz ve milletimiz için herhangi bir hayalleri, vizyonları yok. Sıra iftiraya, yalana, çirkefliğe, küfre geldiğinde sınır tanımıyorlar. Bu sabotaj siyasetinin kaptan köşkünde uzunca bir süredir olduğu gibi yine CHP bulunuyor. Yabancıları ile yancıları ile birlikte milli kalkınma projelerimizi engellemeye çalışmaktan, şehit yakınlarına galiz hakaret yağdırmaya kadar her türlü rezilliği sergiliyor. Dün 27 Mayıs’a giden yolu yalan ve provokasyonlarla döşeyenler, bugün aynısını çok daha pervasız şekilde yapmak için çırpınıyorlar. Sandıkta milletten yediği tokadın rövanşını, öğretmeninden hakimine, polisinden esnafına, çiftçisinden şehit yakını ve gaziye kadar ülkesine hizmet eden herkesi tehdit ederek almaya çalışan kirli bir zihniyetle karşı karşıyız” ifadelerini kullandı.

Akşener'e: Kadın bir genel başkana küfretmek yakışır mı
 

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in mecliste yaptığı konuşmayı hatırlatan Erdoğan, “Bir kadın genel başkana parlamento çatısı altında Allah aşkına küfretmek yakışır mı. Yahu sen bir kadınsın. O küfrü nasıl yapıyorsun. Ama şunu bil ki bu millet kime neyi yakıştıracağını çok iyi biliyor” şeklinde konuştu.
Muhalefetin seçim döneminde meydanlarda verdiği sözleri çiğnediğini belirten Erdoğan, “Kimsenin ekmeğe ile oynamayacağız diye verdikleri namus sözünü, yerel yönetimler personel kıyımına imza atarak çiğnediler. Vakıfları, dernekleri, sivil toplum kuruluşlarını hedefe alan 28 Şubat artığı uygulamaları hortlattılar. Seçimden önce liyakatı esas alacağız diye ahkam kestiler. Seçimden sonra belediye kadroları bölücü terör örgütü uzantıları başta olmak üzere yandaşlarına peşkeş çektiler. Yaptıkları kepazeliği de utanmadan en yetkili ağızlardan itiraf ettiler. Kendileri ile aynı ideolojik çizgiler dışında hiçbir sendikanın etki alanlarında faaliyet yürütmesine izin vermediler. İşçinin, emekçinin, memurun hakkını savunacak, hukuksuzluğa karşı çıkacak, bunların zulümlerine dur diyecek hiçbir yapının yanlarında varlık göstermesine imkan tanımadılar. Bu zihniyetteki belediyeler, son 2.5 yılda ortaya koyduğu yaklaşım ile nasıl bir ülke hedeflediğini açık şekilde göstermiştir. Artık şu gerçekleri iyi görüyoruz. Bunların hayalindeki Türkiye baskının, diktanın, faşizmin kol gezdiği, farklılıklara tahammül edilmediği bir ülkedir. Bunların hayalindeki Türkiye tıpkı tek parti dönemindeki gibi milletin değerlerinin aşağılandığı bir ülkedir. Bunların hayalindeki Türkiye insanımızın öz yurdunda parya muamelesi gördüğü bir ülkedir. Bunların hayalindeki Türkiye ekonomisi IMF komiserleri ile yönetilen, savunması dışa bağımlı, üretmeyen, büyümeyen bir ülkedir. Bunların hayalindeki Türkiye bölücü terörle mücadele yerine teröristle komşu olmayı terci eden bir ülkedir. Bunların hayalindeki Türkiye milli çıkarlarını bile savunmaktan aciz, özgüven yoksunu, itibarsız, pespaye bir ülkedir. Bunların hayalindeki Türkiye batı başkentlerinin müstemlekesi haline gelmiş, ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülkedir. Bunların tek vaadi kendilerini ifade ettiği gibi eski Türkiye’yi yeniden hortlatmaktır. Hep birlikte yürüttüğümüz hak ve hakikat mücadelesini sonuna kadar sürdürerek milletimizi bu zihniyetin insafına inşallah bırakmayacağız” diye konuştu.


"Yabancı ülke büyükelçiliklerini ağlama duvarında çevirenlerin bırakın Türk demokrasisini, kendi partilerine bile faydası dokunmaz"
“Eski Türkiye sözü verenlerin bu ülkeye hayrı dokunmaz” diyen Erdoğan, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Memurları tehdit eden, kendinden olmayı dışlayanlara büyük ve güçlü Türkiye inşa edilemez. Yabancı ülke büyükelçiliklerini ağlama duvarında çevirenlerin, bırakın Türk demokrasisini, kendi partilerine bile faydası dokunmaz. Ne kadar saklamaya çalışsalar da bizim gibi milletimiz de bunları çapını iyi biliyor. Karşımızdaki zihniyetin Türkiye’yi sadece geriye götüreceğini son 19 yılda elde ettiği kazanımları kaybettireceğini halkımız çok iyi görüyor. Bunun için onca saldırıya rağmen kamu görevlilerimiz de desteklerini bizden esirgemiyorlar.”


3600 ek gösterge meselesini önümüzdeki yılın sonuna kadar çözüme kavuşturmayı planlıyoruz”
Memurlara 3600 ek gösterge müjdesi veren Erdoğan, “Ülkemizin imkanları genişledikçe memurlarımızın da bundan istifade etmesini sağlıyoruz. Bu güne kadar sabit ücretle çalışan kardeşlerimizi enflasyona ezdirmedik, bundan sonra da ezdirmeyeceğiz. Kamu görevlilerimizin maaşları ile beraber özlük hakları gelişmesi için pek çok olumlu adım attık. Memurlarımızın toplu görüşmelerde tüm taleplerini eldeki imkanlar çerçevesinde daima dikkate aldık. Bu doğrultuda hiç de azımsanmayacak bir mesafe kat ettiğimizi görüyoruz. Toplu sözleşme hakkını anayasal güvenceye biz kavuşturduk. Toplu sözleşmede anlaşmazlık yaşanması halinde başvurulacak mekanizmaları biz oluşturduk. Disiplin kurullarında sendika temsilcilerine yer vermenin yanında, disiplin cezalarına yargı yolunu biz açtık. Geçici personel statüsü sözleşmeliye dönüştürdük ve sendikaya üye hakkı tandık. Çeşitli dönemlerde 280 bin sözleşmeli personeli kadroya geçirdik. Kılık kıyafet yasaklarını kaldırmakla kalmadık inanç özgürlüğü ile ilgili güvenceler getirdik. Maaş promosyonlarının doğrudan personele ödenmesini temin ederek kamu görevlilerimiz ek gelir sağladık. Emekli kamu görevlilerine maaş promosyonu ve bayram ikramiyelerine kadar pek çok deste verdik. Sicil notu ve sicil raporu gibi objektiflikten uzak uygulamaları kaldırdık. Engellilere ve devlet korumasındaki evlatlarımıza verilen kamuda istihdam hakkının düzenli bir şekilde işletilmesini temin ettik. Bu kapsamda öğretmenlerimiz başta olmak üzere kamu personelimizin önemli bir kısmını kapsayan 3600 ek gösterge meselesini önümüzdeki yılın sonuna kadar çözüme kavuşturmayı planlıyoruz. Memur-Sen’in bu konunun neticelendirilmesi konusunda gösterdiği gayretin şahidiyiz. Bizim yıllar önce sözünü verdiğimiz ve hazırlıklarını başlattığımız 3600 ek gösterge meselesini sahiplenmeye çalışan CHP gibi fırsatçılar olduğunu da görüyoruz. Neyse ki milletimizin hafıza kayıtlarında bunların hepsi mevcut. İnşallah bundan sonra da Memur-Sen ile iş birliği halinde kamu görevlilerimizin durumlarını iyileştirmeye devam edeceğiz” dedi.

"Biz bu makamda olduğumuz müddetçe kimse sizin kılınıza dahi dokunamaz"
Konuşmasının sonunda kamu görevlilerine çağrıda bulunan Erdoğan, “Türkiye’de ne mafyaya ne de mafya siyasetine yer vardır. Tehdit dilini siyasetlerinin öznesi haline getirenlerin bu ülkenin memurunu, öğretmenini, polisini, hakimini, savcısını rahatsız ve huzursuz etmesine asla izin vermeyiz. Biz bu makamda olduğumuz müddetçe kimse sizin kılınıza dahi dokunamaz. Yeter ki siz çalışın, üretin, ülkemize ve milletimize aşkla hizmet edin. Yeter ki siz görevinizi hakkı ile yerine getirmenin çabasını verin. Gerisi sadece lafı güzaftır. Teneke gürültüsünden ibarettir. Biz tüm kamu görevlilerimize güveniyoruz” dedi.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@